Böylede Zamanlar Varmış
Hayatımın gidişatı oldukça kötü. Ben daha da kötüyüm. Dağıldım , bunaldım , sıkıldım. Aldığım kilolar, fazla uzayan bakımsız saçlar , her gün yüzümde bana göz kırman sivilceler... Sabah tartıda bu güne kadar görmediğim bir ölçüt. 61 kg. Hala nasıl bu denli kilo alabildim şaşıyorum. Tam olarak iki aydır sadece yemek yiyorum , ağlıyorum , müzik dinliyorum ve bilgisayarımla vakit öldürmeye çabalıyorum. Dışarıya çıkmıyorum. Arkadaşlarım telefonlarını açmıyorum.Kısaca asosyal kavramı için biçilmiş kaftanım. Sabah biraz sayfalara bakındım. 11 ayda 15 kilo. 2 haftada 10 kilo. Bu ne ya böyle ? dedim. Daldım içeriye. Bir diyet listesi var. Hay maşallah. Sabah kahve öğlen yumurta akşam haşlanmış sebze. Ben bunlarla yaşayamam ki. Geçen yazda bir çorba diyeti yapmaya çalışmıştım. içinde her türlü sebze yeşillik ot burç olan bir çorbaydı. Biraz lapa gibi aslında. Ve tarifi aldığım yerde diyordu ki: 'istediğiniz kadar yiyebilirsiniz ama bunun haricinde sıvı hariç bir şey tüketmeyeceksiniz.' ohoo iyiymiş her zaman yerim hiçte açlık sorunu yaşamam dedim. Tabi çorbanın tadını henüz tatmamıştım. Neyse ben büyük bir tencereye yaptım çorbayı. Baya da zahmetli oldu. İçinde soğanlar lahanalar domatesler daha aklıma gelmeyen bir çok malzeme. İki saate yakın bir sürede pişti. Baya fazla yaptım birkaç gün yerim diye. Sonra kattım bir kaseye . Geçtim tv başına. Hem dizimi izleyip hem zayıflayacaktım. Ağzıma bir kaşığı götürmemle lavaboya koşmam arasında saniyeler yoktu. Yenilecek gibi değildi.Biraz daha zorladım , ıık mıık yok olmuyor. Tabi o kadar malzeme telef olduğuyla kaldı bende kilolarımla. Sonra yıl içinde çaba harcamadan okul yurt dershane arasında verdim o kiloları. 56 kiloydum en son ölçüldüğümde. Ama şu an tanınmayacak kadar kiloluyum. Ve nasıl vereceğim bilmiyorum.Saçlarıma gelirsek. Siyah boyalar akmış açık kahve şaçlar bön bön bakınmaya başlamışlar. Milletin dipten siyahları belli olurken benim saçlarımın altı siyah üstü açık kahve. Biraz ironik bir durum.Önümdeki günlerde bel hizama gelen saçlarımı omzumda olacak şekilde kısacık kestirmeyi planlıyorum. Kilolu bir yüzü daha kilolu gösterir ama sıkıldım artık uzun siyah saçlardan.Biraz değişim gerek. Yoksa bu gidişle çirkin Betty 'den hallice ondan ziyade bir hal alacağım.Evden şu an bilee evden çıkamıyorum. Bir çıksam dışarıya 'Çirkin kadın yoktur bakımsız kadın vardır.' tezine beni denek olarak katarlar.Yok, yok olmaz böyle. Kendime güzel bir diyet listesi hazırlayıp mahalledeki ikindi yürüyüşü yapan teyzelere katılmalıyım. Sonra bu teyzeler angut gibi halimi görünce 'Aa ne kadar büyümüşsün sen öyle, KOCA kız olmuşsun' diyerek bir çağ kapatıp bir çağ başlatırlar. İşte ben buna dayanamam.Hemen işe koyulmalı.
Ya aslında şu aralar gayet güzel yemekler, poça, kek, kurabiye, börekler yapmaya başlamıştım. Pek yemek yapmaktan anlamıyordum sadece çorbada tuzum olsun diye annem genelde beni çorba karıştırma kek çırpma gibi işlevlerde kullanıyordu. Sonra geçenlerde bir misafir geldi.İşte bunun bir kızı varmış. Kadın anlatıyor.
Ayy kızım şöyle yemekler yapar böyle yemekler yapar. Geçen bir zeytinyağlı dolma yaptı yemeye doyamazsın. Bir de oradan annem bana iş atıyor. Bak bak milletin kızları neler yapıyormuş diye. Sonra kadın birde bana takılmaya başladı. Neymiş o bilgisayarın başında yorulmuyormuşum. Kadın tabi buradaki dünyadan habersiz konuşuyor. O sırada da benim bilgisayar açık başındayım. Biri link attı bende direk açtım işte youtube Hayko' nun bir parçası. Kadınlardan biri demez mi.
'Bu Hayko değil mi ? ' diye. Yokk artık dedim. Kadın 50 küsür yaşında nereden biliyor Hayko 'yu.Sonra bu anlatmaya başladı. İşte bilmem gözünün biri küçükmüş şöyleymiş böyleymiş. Birde diğer kadınlarda dinliyor. Sonra ekranı çevirdim gösterdim adamı. Annem ' Bu ne böyle , eve falan böyle bir adam getireceksin keserim seni. ' diyor bana.Bende 'Ne var anne fena mı gözün gönlün açılırdı.' diyorum. Tabi kadınlar oradan kikiki. Sonra işte o bizim komşu kadın başladı yine. Yok ben yenilerden Hadise'yi beğeniyorum. Çok hanım hanımcık. Ben durdum iç sesime soruyorum.
' Hadissee hanımmm hanımcıkkk hıııı ? '
Ya cidden böyle eğleneceğimi bilsem daha önceden katılırdım bu sohbetlerine.
Neyse konu saptı. Ben kilo verecektim. Evet bir kilo bir insan. Vermeliyim bu kiloları. Yoksa isimsiz kahramanla buluştuğumuz da ee buluşursak tabi hayal kırıklığına uğratmak istemem. İsimsiz kahraman şu aralar anonim bir chat sitesinde konuştuğum biri. İsmini bilmiyorum o da benimkini aslında hakkında hiçbir şey bilmiyorum.Ama yazdıkların dan arada dikkatimi çekenlere bakarsak 22 veya 23 yaşında ve esmer. Vee sesii fazlaca iyii. Bana şarkılar söyleyip onları atıyor.Yaklaşık bir aydır konuşuyoruz. Her şey hakkında bilgisi var. Ve benden hoşlandığını dile getirdi. Bilmiyorum aslında hani ne kadar gerçekçi bilmiyorum.Daha öncede dört yıl önce biriyle böyle konuşmaya başlamıştık on ay konuştuk ama o biraz farklıydı birbirimizi tanıyorduk o zamanlar facebook yeni yeni fenomenleşiyordu ilk defa o aç dedi bende öyle açmıştım ilk facebook hesabımı. Sonrasında biz bunla bir kaç ay birbirimizi görmeden konuştuk.Baya sanal aşk yaşıyordum. Sevgili gibiydik yani öyle ifade ediyorduk o zamanlar. Şu an çok aptalca geliyor. Ama bir yandan da tebessüm ediyorum hatırlayınca.Çünkü o dönemlerde biraz ergenlik biraz hoyrat duygular vardı. Pek düşünmeden hareket ediyordum. Sonra biz bunla buluşacağız falan derken bu bana böyle sürmez dedi yol verdi. Bir baktım kendine real bir sevgili edinmiş. Ee tabi bizde ufaktan oyun dışına çıkmışız. Neyse bende öğrendim bende sonrasında baya bir acıtasyon beyitleri düzdüm bu da ' Böyle olmasını istemezdim , seni üzmek istemezdim pişmanım.' cıklarla kapanışı yaptı. Sonrasında ara ara konuştuk . Arada sosyal medyada ki hesaplarına bakıyorum. Yokk Allahtan daha da iletişimimi sürdürmemişim. Baya değişmiş. Hoş bananeyse artık. Her neyse bu isimsiz kahramana gelirsek biraz ısrarcı ama bir taraftan da çok umursamaz, çözemedim. Şu sıralar benimde canım sıkkın o yazınca biraz tersledim gibi oldu soğuk rüzgarlara maruz kaldık Bakalım ne olur devamın da. Bana attığı parçaları kaydetmiştim. Ve o kayıtlar bilgisayarımın çökmesiyle sonsuzluğa kucak açtılar. Oysa ben onları her gün dinleyip saçma hayaller kuruyordum. Neyse artık başka parçalar atarsa bir kaç kopyasını çıkartırım kaybetmem.
Acaba ismi ne ?
Nerede yaşıyor ?
Nasıl bir yüzü var ?
Bunlar hep merak edip hayal dünyamda cevap bulan sorular.
Hayat bütün olumsuzluklara rağmen devam ediyor. Hala tebessüm ettiğimde dudak kenarımda oluşan çizgiye karşı tepkiliyim.
Ee kuşlar da uçuyor.
Bu da şarkımız :)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder